Pazartesi, Temmuz 16, 2007 - DOHUÇLAND NEREDE???
Gene macerali bir yurtdisi gezisinden dondum. Icim icime sigmadi. Yasadiklarimi muhakkak paylasmam lazimdi. Iste konusamiyorum. En iyisi burada anlatmak.!!!
Yanima ilk defa Avrupa'ya gidecek olan bir hanim kizimizi aldim.Patron ve 2 dul kadin is seyahatinde!!!
Hanim kizimiz isyerinde tesetturlu. Makyaji benden fazla. Tum vucut hatlarini belirten kiyafetleri de cabasi...
Yaz tatiline cikti. Orada bikinili!!!
Ben de o yuzden gotururken seyahate , basini acip modern giyeceksin, diyebildim. Can atti. Gene de isyerinde rencide olmasin diye gizli kapakli pasaportunu(resmi turbansiz oldugu icin) cikarttim.Vizesini aldim. Ucaga evinden getirttim. Gelirken de bir suru tembihlerde bulundum. Aman rukus olma, takip takistirma hen kontrolde devamli otersin hem de is toplantisina uygun giyin diye...
Havaalanina geldik. Hanim kizimizin ayaginda altin renkli tek parmakli terlik. Pantalonu altin rengi. Cantasi kocaman gene altin rengi. Buluzu keza ayni. Hani eller havaya kose basindaki diskoya filan gidioruz havasinda!!! Tam toplanti havasinda yani!!!
Azicik ta kilolu. Hani gobekli olanlar gazim var der ya. O da o havada.
--Ah midemde 7 cesit hastalik var. Ne yesem yemesem sisiyorum!!!
Ben biraz zayifim da benim yanima gelen nedense birden istahsiz oluyor!!! Ben de inadima ucakta tum tereyagli ekmekleri filan goturdum.O yemedi sadece freeshoptan aldigim cikolotalari goturdu!!
Bu arada patronun comertligi tuttu. Benim de sinirim. Adam bize bir seyler almak istiyor bende kiz herseye atliyor diye inadima aldirmadim. Bu boyle der ama sonra hesabini yapiyor diyorum kiz neye saldiracagini bilmiyor.
70 eur'luk parfumlere saldiriyor ben de olmaz biz munihten 20 eur'luktan aliyoruz Olmaz diye engelliyorum. Hayir salak patron hep boyle comert oluyor ben mali goturuyorum sanacak. Halbuki patronla ben basayken adam ucu ucuna harcattiriyor.
Neyse hanimi munihe kadar getirdim. Gumruk polisi ne is yapiyorsunuz, dedi. Ben de mucevher isiyle deyince donup hanim kizimiza bakip gulmeye basladilar. Anlasiliyor mealinden bir sey soyleyip giris muhrunu bastilar.
Araba kiralayip avusturyaya gittik. Otele vardik. Sabah kahvaltiya patrondan once iniyoruz ki nemrut suratini cekmeyeyim. Aama bu gezide adam bir hossohbet bir canayakin.<9 aydir beraber gittigim adam gitmis baskasi gelmis sanki.
Neyse ben somon fume, omlet meyve salatasi filan aldim. Kahvem ve meyve suyum masama geldi. Hanim kizimiz cay die tutturdu. Yok dedim. Surati asildi. Benim somon fume oldu susi.!
Susinin ne oldugunu anlatmaya calistim anlayana tabii. Tabagindakileri catal bicakla hepsini birden kesiyor, dogruyor. Sonra bicagi yerine birakip sag eline catali alip yemeye baslayinca
Sen ne yapiyorsun? dedim. efem sag elle yemek sunnetmis diye savunmaya gecti. Sol elle yemek mantiksizlikmis filan...
Basin acikken , bikinilerle denize girerken daracik giyinirken sunnetin lafi yok ta catalda mi var dedim. Kendi evinde ne yaparsan yap ama lutfen bizimle beraberken gorgu kurallarina uy diye iyice bir ihtar cektim. Offf Allahim!!. Bu cahil , gorgusuz kadini niye getirdim sanki!!!
Donuste patroncugum bizi Munih'i dolastirmaya karar verdi. Hanim kizimiz bana verilen , patrona verilen hediyeleri bir guzel sormadan acti. Gormezse catlarmis. Ben de onde catliyorum. Kafami vuracagim bir yerlere!!! Salak kafam!!!
Munih'te arabayla dolasiyoruz. Ben de her gordugum tarihi yerler hakkinda su tarihte sunlar tarafindan yapilmis diye bilgi veriyorum. Ama hepsi uydurma. Nasil olsa karsimda dunyanin en buyuk sazanlari oturuyor!!!
Arkadan bize
-..... Bey. Dauçland nerde??
Ben ve patron dona kaldik. Hanim kizimiza Dauçlandin Almanya demek oldugunu anlatiyoruz ama o tın tın!!!
Ama cocukken teyzem Dauçlantta yasamis. Bize mektup gonderirdi. Uzerinde Dauçland yazardi.Ben orayi soruyorum , diye devam ediyor.
Munihteyiz ve Dauçland ariyoruz.
Sahiden nerede bu Deutschland???? Bilen varsa tarif etsin de hanim kizimiza anlatalim. Biz bilemedik. Belki bir bilen cikar!!!
Blogcakalin.
Fulltime kultur gorgu hocasindan sevgilerle
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Pazar, Hazirane 24, 2007 - Eski Baskanin Seyir Defteri
Uzun bir aradan sonra gene kavustuk. Artik aklima ne gelirse yazacagim. Ama bugunun konusu patronumla olan seyahatlerim mi olsun, evde Fahri Turkmenistan konsoloslugu yaptigim mi, Adana'daki musterilemin sayemde 1.Boncuk Meydan savasi mi, ya da klupteki kadinin biri yuzunden patlak veren sinir harbi mi???
Valla bende konu cok, sec sec begen!!
Sevgilim gittiginden beri kendimi acaip isime odaklamis durumdayim. Bakkal defterleriyle yillik 2,5 trilyonluk boncul ticareti yonetmekten beynim sulanmis halde nelerle ugrasiyorum. Bunun yaninda 5,5 milyon dolarlik yillik siparisleri dondurmek bu yastan sonra zor mu geldi nedir, 7 kilo verdim 7 ayda!!!
Hani en cok adama koyan isini dogru yaptigin icin bir de patrondan azar isitmek te cabası!!
Koy ver gitsin diycem o da bana yakismaz. İlla sattigim malin parasini alacagim. Manyak misin be kadin!! Birak borc taksinlar!! Bu musteriler de salak , oduyorlar. Patron da kiziyor niye para para diyor musum diye!! Hatta kucuk patron yeni bir uygulama yapmis ; pazartesi carsamba arasi ile persembe pazar arasi farkli fiyat koymus musteriye.
Haliyle haberimiz yok, zaten biz tum uygulamalari musteriden ogreniyoruz. Bu post modern bir yonetim anlayisi gibi yeni bir sey ama adini koyamadik !!
Sanirsin ki seyahat sirketiyiz filan ne bileyim mantigini cozemedik...
Biz tum yonetim kademesi bunun adini askeriye mantigi koyduk. Hani askere gidenler bilir. Emir verildi mi mantigini sormayacaksin.. Aval aval birbirimize bakip duruyoruz.
Musterinin birine 1 aydan uzun vadeli cek kabul etmedigimi soyledim , cevap su:
-- Kac yasindasiniz ?
ben "Pardon anlayamadim"
-Bayanlara sorulmaz ama ...
ben " 41 mahsuru var mi?"
- 41 sene ne cabuk gecmis , degil mi, 2 ay mi gecmeyecek??!!!
Vadeli cekin yeni tanimi bu olmus!! Kucuk dilimi yuttum desem yeri var..
Bir digeri,
- Abla ben zamaninda 70, 80 bin euro borc takmisim , ne var 40binde ama paragozmusun yani!!
Ben de "Oldu canim tum kamyonu sana gondereyim canin ne zaman isterse para gonderirsin , burasi babanin ciftligi nasilsa hatta hic odeme bizimkiler odeyeni sevmez zaten , odemeyen musteri muteber burada nasil olsa"
Daha da beteri
500bin dolar borcu var. Odeyemeyince factoring sirketten para alacak, biz de kefil oluyoruz. Faizinin yarisini da biz verecegiz. Patronlar cok iyi is yaptik diye kutlama yapiyorlar. Bu arada borclu sirketin sahibi 1 milypn dolarlik ev aliyorlar. Gayrimenkullerini rehin etmiyorlar nasilsa bizim patronlar kefil oldular . Cok akilliyiz cokkkkkkkk
Ama tuvaletlerde su cok gitmesin diye sifon ayari yaptik. Boylece suyu ve sirketin odeyecegi faturayi azaltiorlar.
Cok akilliyiz cokkkkk!!!
Bir digeri,
Hesap mutabakati yapiyoruz. Baktim atiyorum 12.182 borcu var adam diyor 12.128.
Ben de takdim tehir olmus dedim. Efsane oldum.
Adam, bu abla nerden geldi ya acaip kelimeler soyluyor , diyor.
Sirketin muhasebecine anlatiorum o da aval aval bakiyor takdim tehir necidir diye!!
En sonunda durumu aydinlatmak İlahiyat mezunu emekli hoca kasa memuruna dusuyor.
- Efendim, takdim one surmek tehir ertelemek, arkada duran anlamindadir. Yani one arkaya diyebilirsiniz. Burda kizimizin soyledigi bir sey one cikmis digeri arkaya gecmis. Yani 2 ve 8 yer degistirmis diyor.
" Oh be emekli imam derdimi anlatti" diyerek bir rahatliyorum.
Ama ukalaligim bitmiyor
" Efem 2 rakamin toplami 9 veya yanlis olam rakamlarinin birbirinden eksiltmesi sonucu olusan 2 rakamim toplami 9 olunca biz buna bankada takdim tehir deriz. Burda 82 den 28 den cikartirsak 54 olur. 5 ve 4 u toplayinca 9 olur. " diye devam edince millet hirlamaya basladi.
Ertesi gun
Bir olay sonucu " Ben jurnalcilik yapmayi sevmem" dedim.
Hoppala bu sefer
- Gene nece konusuyorsun dediler.
" Ee dedim siz okumuslar bir sey bilmesseniz ben musterileri hic suclamam, cus yani!!!
Iste is hayatim !!!
Guya baskanlik maceralarimi anlatacaktim. Gene baska bir yaziya kaldi. Optum hepinizi,
Blogcakalin ...
Full time boncukcu, part time sevgili
|
|
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Pazar, Nisan 1, 2007 - EVDE YENİ BİR MAANNE VAR
Anem artik evde cok az oluyor. Sabah erkenden kalkiyor. Gerci ben ondan daha önce kalkiyorum. Gidiyorum yatagina, sabah kucagina yatiyorum. Kollarimi ona doluyorum. O da beni seviyor. Ama sonra giyinip, gidiyor.
Taa aksama kadar bekliyorum bana mami versin , diye. Ama bazen gelmiyor. Mamiyi yeni maanne veriyor. Ama benim onceki maannem beni daha cok seviyordu. Bu fazla konusmuyor. Benim dediklerimi hala anlamiyor. Su istiyorum. Vermiyor. Bardagi alip yanina goturunce , o zaman su veriyor. Ya da mayis agam soyleyince veriyor. Halbuki benim maannem benim her dedigimi anlardi..
Ben de bazen cok kiziyorum, bir bagiriyorum, ödü kopuyor. Acaip seyler soyluyor, ben de onu anlamiyorum. Bu sefer daha cok kiziyorum biraz kolunu tirmaliyorum. Beni kizdirmasa yapmam. Zaten biraz korkak kadin!
Ama annemle teyzeme yapmiyorum. Onlar bana kiziyor. Bana bir bagiriyorlar, hemen yelkenleri suya indiriyorum. Onlar yemiyorlar yani!
Aksam annem gelince hemen onunla mutfakta oturuyorum. Eger yemek yapmazsa kiziyorum, hemen tavayi alip eline veriyorum. Anem hemen beni anliyor. Sevdigim bir seyler yapiyor. Benimle konusa konusa yemek yapiyor.
Ama bazen gelmiyor. Valizini alip habire bir yerlere gidiyor. Ama gelince bize hep cikolotalar getiriyor. Boynuna bir sariliyorum. "Kızım bogacaksin beni" diyor.
Olsun ama ben onu cok ozluyorum. Ben hep yanimda olsun istiyorum ama olmuyor. Bazen G.teyzem geliyor. Beni arabasiyla gezdiriyor. O da beni cok seviyor. Bana giysi filan getiriyor. Pasta yapiyor bana.
Bak yine annem valizini aldi. Ya gitme anne! Ben seni cok ozluyorum. Annem olmayinca kimse beni kucagina almiyor. Sadece teyzem gelince o aliyor kucagina. Ama ben annemi de istiyorum. Camdan bakip , anne gel, gel diyorum.
|
|
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Pazar, Nisan 1, 2007 - EVDE YATILI INSANLA YASAMAK
Herkese Merhabalar,
Uzun zamandir sizleri ihmal ettim ama mazeretim var vallahi. Sonunda homeoffice calismayi birakip , out homeoffice oldum. İyi halt yedim, anlayacaginiz.
40'dan sonra emekli olmuskene , git sabah 6,30 da kalk 2 vasita degistir ise git!! Hatta cumartesi bile git. Tabii bu gitmeler , gelmeler kolaylikla olmadi.
Evde coluk cocuk var. Kim bakacak?
Hemen etrafa sorup sorusturursun ,
"aman bana yatili kadin lazim"
"Ne kadar vereceksin? "
Valla en fazla 650 filan verebilirim.
"Delimisin sen, 1.000 den asagiya kimse gelmez."
" Ulan o zaman ben manyakmiyim , o zaman o kadinlarin yerine ben calisayim daha iyi, be. İyi valla, evde ye,iç yat kalk hersey bedava, bir de aldigin para yanina kar. Ulan bize bu kadar net para elimize kalmaz! "
Bu minvalde milletle bir suru gorusme yaptiktan sonra, evime 17 yasinda bir kiz geldi. Kiz ; ailesinden devamli olarak fiziksel siddet hatta bicaklanan bir kiz. Iyıliksever biri tarafindan evime yollandi. Onu hayata hazirlayacagim, bu arada bana da yardim edecek ti.
Amaan bir guzel kiz, ben bunu yalniz hayatta sokaga cikartamam. Acaip saf. Al basina is!
Ben saf saf derken, msn'de bir suru heriflerle yazismaya baslamaz mi!!
Bu sefer bilgisayarlari sifreledim, camdan milette bakmaya basladi. Allahtan 7.kattayiz.!
Cok uzerine gidemiyorum , intihar filan eder diye korkuyordum. Ban gelmeden once 2 kez denemis!! Jilet izlerini gururla gosteriyordu. Sonunda bir suru sinir bozuklugumdan sonra polis esliginde otobuse bindirip , evine gonderdim. Ohh kurtuldum. Emaneti hasarsiz teslim ettim ya, Allaha sukur. Aman siz siz olun genc kizleri eve almayin.
Efem ertesi gun tesadüf eseri 55 yasinda Moldavyali bir kadin bulduk. Aslinda biz de biraz safiz.
Sadece hangi evden geldigini bilioruz. Iyi dediler , aldik. Hakkaten fena da degil aslinda.
Kizima bakiyor, yemek yapiyor, temizlik filan tum ev islerini yapiyor.
Ama hamambocegini elinle oldurup, aynı elle ekmek kesince oglum bir daha ondan yemek yemeyi reddetti!!
İkaz ettim. Kesinlikle ciplak ellerle bocek oldurmek yasak!!
Aldigim sucuk, salamlari 2 gunde bitiriyordu. Kendisi yemiyor, kiza habire tikiyordu.
İkaz ettim. Kesinlikle sucuk, salam gibi seyler sadece benim tarafimdan verilecek. Senin vermen yasak!!
Hafta ici izin istedi. Ben de calistigim icin sadece pazar gunleri cikabilecegini ama kizkardesim musait olursa, cikabilecegini ama saat 4'te evde olmak zorunda oldugunu soyledim. Cunku kardesim o saatte gitmesi gerekiyordu. 3 hafta uydu bu kurala. 4.hafta saat 8'de gelince ve ben toplantiyi birakmak zorunda kalinca kiyameti koparttim.
Bir daha hicbir sekilde saat 4'ten sonra eve gelirse direkt onu isten atacagimi soyledim. Ya pazar cikarsin ya da hafta ici 4'e kadar!!
Kapiciya habire alisveris yaptirinca gene zivanadan ciktim.
İkaz ettim, alisverisi sadece ben yaparim, senin soylemen yasak!!
Kardesim insan arada bir sohbet etmez mi ya, bu sır küpü. Agzindan cimbizla laf aliyorsun. Ona gore tum kadinlar yuksek bir yere gelmisse ya orospudur ya da zengin sevgilisi vardir.
Zaten ona gore para icin vermenin bir mahsuru yok!! Ay bunu kalk, emniyet muduru arkadasimin yaninda da ifade et. Bir utandim. Ulan yasindan utan bari. 55 yasinda kadinin soyleecegi sey mi bu!!
Sonucta bazi seyleri gormezden gelmek zorunda kaliyorsun. Kim kime mecbur , desek 2 taraf da ayni durumda.
Bugun benim yuz maskemi kendine yapmis, sonra da yanima gelip benim cildim sizin gibi olmadi diyor. Gulumsedim, ne diyeyim.? Cildi kırış kırıs, gevsek bu saatten sonra krem filan fayda etmez diyemedim tabii.
Bakalim ne zamana kadar surecek bu birlikteligimiz?
Aslinda size yeni patronumla olan maceralarimi anlatacaktim, neyse o da baska bir yaziya kalsin artik.
Hadi blogcakalin
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Perşembe, Ekim 19, 2006 - AŞIK OLMAK KÖTÜYMÜŞ
Gene bir ayrilik günü. Sevmiyorum ben bu gel gitleri. İstediğim zaman yanında yatabilmek, kedi gibi yanında kıvrılmak...
3 kadeh Amaretto'dan sonra ayrılık daha da koyuyor adama. İçine işliyor acısı. Şu bulantılar da olmasa . Ama söz verdi gelecek ay gene yanımda olacak. Daha 1 gün bile olmadan özlem bastı . Şu aşk denen şey iyi mi kötü mü anlayamadım. Mutluluk ve acı aynı anda hissediyorsun. Eskiden böyle bir derdim yoktu. Gezerdim, tozardım. Erkeklerin ilgisiyle dalga gecerdim. Ezerdim . Ama şimdi ......
Ağrı kesici haplar , bu acıyı kesmiyor ki.
Ben ki milletin etrafımda dört döndüğü ben ,
Bir adamın peşinden sulugöz olan ben.
Gene midem kalktı. Ben iyi değilim.
Çabuk dön ya , kollarında uyumak istiyorum.
Benim hediyem, sensin. Bak neler döktürüyor bu aşk adama.
Utanmasan şiir bile yazacağım,
Yani o kadar da değil!!!
Şiir filan beni bozar ama çoktan bozuldum galiba.
Full time anne, fulltime lover, parttime darling
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Perşembe, Ekim 19, 2006 - BENİ, BENDEN DİNLEYİN 4
Evde kimse yok.Karnim acıktı. Mutfak kapısı acılmıyor. Annem giderken kalem gibi bi seyle kapatior. Sinir oluyorum.Ne guzel dolabi karistirip Mayis'in cikolatalarından yiyordum. Susadim da. Ortalıkta annemin kahvesi de yok. Halbuki dibinde kalani icmeyi seviyorum.
Masanın ustunde sevdigim meyveyi gordum.
Eyvah cam tabak düştü. Öff parça parça oldu. Toplaayim da annem kizmasın. Ayy elim acıdı. Elim kırmızı oldu. Olsun be şu meyveyi yiyeyim bari.Odama gittim. Neyse annem gene beni dusunmus. Tepsiye su, ekmek, kek koymus. Ohh biraz doyacagim neyse.
__ Kızım nerdesin? Anne geldi. Mami getirdi
--Dur ya acele etme once mutfaga gidelim, hadi gel torbalari acalim
Paketleri acmayi cok seviyorum. Yiyecekler bir sürü. Hemen masaya oturuyorum. Ben hep duvarin kenarındaki sandalyeye otururum. Birisi yerime oturunca kızıyorum. Bacaklarını çeke çeke kaldırıyorum ordan. Orası benim yerim. Yatagimi, sandalyemi, balkondaki koltugumu kimseyle paylasmam.
___Aaa tabak kırılmıs. Eyvah kıza bir şey oldu mu acaba? Gel kızım bakayim sana. Allahtan onemli bir sey yok. Bak sen kırıkları da toplamis.Kız sen normal olsaydin bana acaip yardımcı olurdun valla!!
Guzel mamiler yapiyor annem. Ama beni artık disariya az goturuyor. O cıkınca ben hep camdan bakıyorum.
--Manuuu geeell, mösstee gelll, Mayişş geellll
Artık balkon kapısını da kapatti. Koltuktaki camdan bakiyorum.
--Gel kızım sana amin açtım.
En sevdigim sey bu amin. Tv da nerde amin varsa anneme actiriyorum. Bugun de var. Keske hep amin çalsalar. Cok guzel bi şey. Bitince cok kızıyorum. annem gene buluyor seviniyorum.
--Ya bu cocuk hakikaten melek. Tüylerim ürperiyor . Kuran-ı Kerim dinlemek için çıldırıyor nerdeyse. Oglum gel biz de amin diyelim. Bu gece Kadir gecesi.
Annemle Mayista yanima geliyor. Ben anneme basortusunu veriyorum. Bazen ben de ortuyorum ama annemin takmasi daha cok hosuma gidiyor. Annem de hemen cıkartıyor.
--Hadi kızım artik eeee zamanı. Yeter artik.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Pazartesi, Ekim 2, 2006 - BENİ, BENDEN DİNLEYİN 3
Ben babamin odasina gidip onu beklerken annem hep agliyor. Bir sabah gene odasina gittiğimde babamin koltugu yoktu. Annem oraya masa koymus. Babam gelince nerede oturacak?
Ben onu hergün görüyorum. Televizyonun altinda babami gösteren bir sey var. Dügmesine basiyorum. Annemi de gösteriyor. Beni de . Herkesi görüyorum. Artik her gün ona bakiyorum. Artik devamli parka gitmiyorum. Annem Mayış'a kizdi. O da benim gibi bezli. Annem onunkini çıkartti. Mayiş artik bezsiz dolasiyor. Mayiş artik benle daha az oynuyor. Cantayla her sabah evden gidiyor. Maannem de onunla gidiyor. Ben yalniz kaliyorum. Ben de babami seyrediyorum. Sonra maannem geliyor, bana mami veriyor. Bazen tiyze geliyor. Tiyzem bana hep yeni giysiler aliyor.
Bir sefer çok hasta oldum. Hic mami yiyemedim. Annem le maannem beni beyaz önlüklüye götürdü. Bana o sivri şeylerden yaptilar. Sonra eve donduk. Her sabah eve beyaz abla geldi. Hiç acitmiyor. Görünce çok seviniyorum. Hemen kahkaha atiyorum. Bana pitik ta yapiyor. Sonra gidiyor.
Mayişla maannem aksam yazi yaziyorlar, babam gibi. Ben de kalemle elime, koluma yaziyorum.
Artik baska bir eve geldik. Burasi cok guzel. Balkonda oturuyorum, bize gelen olunca hemen kapiya gidiyorum.
- Kizim o kadar hizli gitme. Dizlerin aciyacak.
Annem artik hep evde. Ama hep odasinda. Konusmuyor, mami yemiyor. Onun yanina gidiyorum. Yanağimi onun yanagina koyuyorum. Sacini oksuyorum. Agliyor. Sonra gitti. Ben de hep kapıda onu bekledim.
- Aneee geel , geel
Sonunda beni duydu. Gelince oyle kucakladim ki, Maannem de agliyordu. Kocaman cantasini acti. Canta karistirmayi cok seviyorum. Tiyzem de gelmisti. Hepimize ciciler almisti. Cok sevinmistim. Kucagina oturmaya calistim. Gene gidecek diye sıkı sıkı sarildim.
- Kızım bogacaksin , üff anne bu altina yapmış, çok kokuyor.
Annem bezimi degistiriken maannem gibi hep guzel kokulu sey sürüyor. Dizimi iyice ovuyor. Bazen dizimin üstüne basamiyorum. Aciyor.
Mayiş'in arkadaslari geliyor. Ama bazisi korkuyor benden.
- Korkma oglum, sadece sevinince böyle ses çıkarır. Ona pıtık yap, hosuna gider.
Bazen ne dedigimi anlamiyorlar. Ben de ellerinden tutup ne istedigimi gosteriyorum. Buzdolabini acip ne istedigimi gosteriyorum. Maannem de hemen bana mami yapiyor. Mööste tiyzemle de cok oynuyorum. Gelmeyince balkondan hep Mööste gel yapıyorum.
Maannem artik hep yatiyor. Agliyor. Annem olmayinca tiyzem geliyor. Tiyzem mami yapiyor. Benim bezimi degistiriyor. Artik maannem benimle oynamiyor.
Evimiz cok kalabalik. Maannem büyük koltukta oturuyor. Bir uyuyor, bir uyaniyor. Mööste, tiyzem ,annem, Mayiş yaninda. Bende yaninda yerde oturuyorum.
--Kızımın altina baktınız mı, karnini doyurun
Gene gözleri kapandı. Annem uyandirmaya calisti. Mösste ciglik atti. Korktum. Aglamaya basladim. Annem ,maannemi kucagina aldi.
-Anne ne olur uyan, ne olur , Allahim ne olur uyandir.
Gittim, yanagini okşadim , sicacik, yumuşacikti yüzü.
-Maanne , mami mami
Mööste kokulu sudan aldi. Maannemin yüzüne sürüyor.
--Ablacim, hadi gözünü aç, Bir şeyler yapin, ablaaaaaaa uyannnn.
Maannemi koltuktan aldilar. Yere yatirdilar. Üstüne örtü koydular. Annem, tiyzem hep yüzünü okşuyorlar. Uyaninca bana mami verecek.
Devamli kapidan birileri geliyor. Maannemi aldilar. Ben de ayakkabilarimi cikarttim. Ben de gezmeye gidecegim. Dolaptan yeni ayyylari aldim. Ama kimse giydirmiyor ayyylari. Annemle maanemle sokaga gidince hep kirmizi ayyyi giyerim.
Aksam amin vardi.
|
|
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Perşembe, Eylül 28, 2006 - BENİ, BENDEN DİNLEYİN 2
Sonunda anneme kavuşmuştum. Bir sabah annem kucağında bir bebekle geldi. Dedem çok sevinçli.
- Allahım dualarımı kabul ettin.Ne olur Ecemi'de iyileştir.
Çok ağlıyor. Annem altını değiştirirken onun benden farklı olduğunu anladım. Yanına gidip bana pıtık yapmasını istiyorum ama anlamıyor. O da benim gibi konuşamıyor. Hep ciyak ciyak ağlıyor. Sinir oluyorum.
- Kardeşin daha çok küçük. Büyüsün , o zaman seninle oynar, korur.O senin ağbin olacak
Artık büyük bir eve taşındık. Kardeşimle bazen emzik kavgası yapıyoruz. Ben bir bağırıyorum, korkuyor kaçıyor. Dedem ,kardeşimle yürüyerek bakkala gidip çok sevdiğim tatlılardan alıyorlar. Beni de arabaya koyuyorlar. Bazen hep beraber geziyoruz. Eve öbür anane geldi. Ona da benim gibi bez bağlıyorlar. Saçları bembeyaz. Kardeşime tosunum diyor. Sonra gitti bir daha hiç görmedim. Dedemle her sabah bahçede oturuyoruz. Saçlarımı okşuyor. Bana yağlı ekmek veriyor. Çay içiriyor. Sonra ananem geliyor yanımıza. Dedemle annem akşam gittiler. Annem yalnız geldi. Sabah uyanınca beni kimse bahçeye götürmedi. De, de diyorum. Gelen yok. Sonra annem beni ananemle beyaz önlüklülerin olduğu yere götürdü. Dedem yatakta yatıyordu. Beni kucağına aldı. Herkes ağlıyordu.
- Bunca zaman senin için yaşadım ama artık bahçeye gelemem
Dedemle bir daha hiç bahçeye çıkmadık. Kardeşimle de hiç bir daha bakkala gitmedi. Gene başka bir eve taşındık. Burası daha güzel. Artık el yakan soba yok. Zaten bir kere yakmıştım bir daha dokunmamıştım. Ama onun iyi bir şey olmadığını anlamıştım. Artık sabah kahvaltımı hep babamla yapıyorum. Bazen hepimiz çok büyük suyun olduğu yere gidiyoruz. Suda olmayı çok seviyorum. Annem zor çıkartıyor beni. Beni buyuk bir şeyin ortasına oturtuyorlar. Koltuk gibi. Rahatca suda oynayabiliyorum. Bazen etrafımız kalabalık oluyor.
-Vah vah, neyse diğeri sağlam bari, büyüyünce nasıl bakacaksınız acaba?
Çok büyük bir arabaya biniyoruz. Ananem bezimi değiştirirken annemde üstümü çadır gibi örtüyor.
Sevdiğim evimize geldik. Burada da küçük su yeri var. İçine oturuyorum. Oynuyorum. Köpükleri çok seviyorum. Babam ve kardeşimle her gun parka gidiyoruz. Bir gün evden çıkarken kardeşim arabamı oynattı. Ben merdivenlerden aşağı kaydım. Çok zevkliydi. Aşağıdaki şişko teyze çığlık attı. Ananem daha çok çığlık attı. Herkes babama bağırıyordu. Ama kardeşim yüzünden kaymıştım. Kötü bir şey yoktu ki, niye babama bağırıyorlardı?
Sabah uyandığında evde sadece babam ve kardeşim vardı. Ananem gelmiyor ama annem bazen geliyordu. Ben de hep resimlere bakıyordum. Sonra beni teyzem aldı.Gene beyaz önlüklerin yanına gittik. Şimdi de ananem yatıyordu.
-Kızıma iyi bakın.Karnını doyurdunuz mu, hani önlüğü nerde, altını kirli bırakmayın
Teyzemle eve geri döndük. Teyzem yolda bana hep pıtık yaptı. Parmakların çıkarttığı sesler hoşuma gidiyor. Bazen de el çırpıyorum. Doğum günlerini de çok seviyorum. Herkes oynuyor müzik çalıyor. Neşeli sesleri seviyorum. Ev çok kalabalık oluyor o zamanlar. Herkes benimle oynuyor. Ben de onlar gibi şarkı söylemek istiyorum ama ...
Ananem bir gün geldi. Çok sevinmiştim. Ben ona maane diyordum. Ben ne desem anlıyor. Cok mami isteyince annem kızıyor ama ananem kızmıyor.
-Anne çok kilo alacak bu kadar yedirmeyin, zaten artık zor kaldırıyorum banyodan
Ananem artık devamlı karnına bir seyler bağlıyor. Karnına kocaman suları dolduruyor.Sonra da boşaltıyor. Artık her gün bunu yapıyor. Ne oluyor o sularla bilmiyorum ama artık ananem hiç kusmuyor, yemek yiyebiliyor. Demek ki iyi bir şey o sular.
Bazen babamla herşeyin satıldığı yere gidiyoruz. Bir sürü yiyecek alıyoruz. Ananem de onları temizliyor. Bize güzel yemekler yapıyor. Üçümüz yemek yemeği seviyoruz. Annem daha az yiyor.
O zayıf ama kuvvetli. Bazen beni sırtında dolaştırıyor. Kahkahalar atıyorum. Boynuna öyle sarılıyorum ki. Düşücem gibi geliyor. Ama hiç düşürmedi. Zevkli ve heyecanlı bir oyun bu.
Annem eve ağlayarak geldi. Evde herkes ağlıyordu. Çok kalabalıktı evimiz. Gelenler hep ağlıyordu. ama ben gülsünler istiyordum. Kimse benimle oynamıyordu. Kardeşim bile suspus olmuştu.
Akşam amin vardı. Benim en sevdiğim müzik. Bazen televizyonda amin olduğu zaman sırf onu seyrederim. Bittiği zaman kızıyorum .
Sabah babamın odasına gittim. Babam yoktu. Ertesi gun yine yoktu. Nerde babam? Odasındaki koltuğa oturuyorum, bekliyorum ama bir daha hiç gelmedi. Onun yazılar yazan makinesiyle oynuyorum, belki kızar geri döner diye. Resimlerine bakıp hep çağırıyorum
-Baaaba gel, gel, gel
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Çarşamba, Eylül 27, 2006 - BENİ, BENDEN DİNLEYİN-1
Hala içerdeyim. Dışarısı çok gürültülü. Adamın biri devamlı bağırıyor. Başım şişti.Ne kalabalık burası ya! Kafa dinleyecek sakin bir ortam yok burada. Kadın sürekli çığlık çığlığa bağırıyor. Çok sıkıştım burada. Oyun oynadığım, uyuduğum bu yer artık çok dar. Çıkartın beni burdan!! Allahım nefes alamıyorum. Boynuma bir şey dolandı. Kurtulamıyorum. Mezarım olacak burası. Nefes, nefes!
Hava gelmiyor. Dayanamıyorum.
Aaa çıkmışım. Şükür hava geldi. Yuh ya habire ne vuruyorsunuz kıçıma. Ağlattınız beni. Memnun oldunuz mu? Hayret kadın artık bağırmıyor. O da benim az önceki durumum gibi, hareketsiz yatıyor. Zor ya, acıdım valla. Havasızlık çok kötüymüş. Çeken bilir. Adamın biri beni kucağına aldı. Bana acıyarak bakıyor.
-Yazık 5 dakka önce çıkartsaydık.
Sarıp sarmaladılar. Güzel bir yataktayım ama keyfim yok aklım az önceki kadında . İnşallah o da uyanmıştır. Nedense ona bir yakınlık duydum Halbuki daha önce hiç yüzünü görmedim. Ama hiç aklımdan çıkmıyor. Saatlerce burda kaldım. Sonra o kadının yanına gittim. Bir sürü insan var odada. Herkesin yüzü gülüyor. Sarı saçlı bir kadın da ağlıyor. Ama beni seviyor. Karnım acıktı. Acaip yuvarlak bir şeyden beyaz bir şey içiyorum. Tadı hoşuma gitti. Ama pek halim yok. Uykum geldi.
Birileri beni gene guzel yataga geri götürdü. İçerideyken çok iyiydim , habire oynardım ama şimdi halim yok hiç. Hep uyumak istiyorum, bir de o kadını görmek.
Gene beni götürdüler o kadının yanına. Gene o beyaz şeyi içtim ama hemen yoruldum. Çok yorucu bu iş tadı güzel ama artık yapamayacağım. Karnım da aç.
Neyse bu defa kadından içmiyorum artık.Değişik bir şeyden veriorlar. Bu sefer yorulmadan karnımı doyuruyorum. Gene uykum geldi.
Bu sefer yatağım artık farklı. Kadın da ayağa kalktı. Beni hep kucağında tutuyor. Çok sevdim bu kadını. Bir de bir adam var. O da beni kucağına alıyor. Saçlarımı okşuyor. Öpüyor. Kadın kızıyor, çok öpme diye ikaz ediyor adamı habire.
Her yer karanlık. Gene , gene nefes alamıyorum. Boğazımdan acaip sesler çıkıyor. Boğulacağım. Allahım bana hava ver ne olur! Niye kimse beni duymuyor? Kadın kalktı.Çığlık attı. Ağzımı açmaya çalışıyor. Ohh şükür hava geri geldi. Niye bu kadar yorgunum?
Kadın çok üzgün. Her yer aydınlanmaya başladı. Yine mi, yeter ya! Bu hava bir geliyor bir gidiyor.
Canım yanıyor. Boğazım ağriyor. Kadın da hep ağlıyor. Adamla kadın beni çok kalabalık bir yere getirdiler. Etrafta bana benzeyen ne kadar çok kişi var. Ama onlar çok bağırıyor. Ben hiç bağırmıyorum. Halim yok. 2 gecedir şu aptal havayla uğraştım. Doğru dürüst uyumadım. Karnım da aç ama yiyecek halim de yok.
Kafama bir sürü şeyler taktılar. Rahatsız edici bir durum.
- Maalesef west sendromu, %90 yaşamaz 2 ay bu iğneleri kullanın çok zayıf bu
Gene kadının kucağındayım. Artık hep aynı yatakta yatıyorum. Bana habire bir şey batırıyorlar. Canım çok yanıyor. Ben içeriden bunun için mi çıkmıştım? Sesim çıksa yapmayın, diyeceğim ama ...
Ohh artık o can acıtan şeylerden yapmıyorlar. Sarı saçlı kadın bana daha değişik yiyecekler veriyor.
- Bir tane daha yapın , bundan size hayır gelmez. Zaten yakında ölür!!!
Bunun tadı çok güzel. Siyah saçlı başka bir kadın var. Oda beni çok seviyor. Artık hava daha sık gelmeye başladı. Sarı saçlı kadın bana iyi geldi. Hem doyuruyor hem seviyor. Nedense bazen iyi göremiyorum. Habire bana yeni kıyafetler alınıyor. Artık cok zayıf degilim. Hatta tombis bile oldum.
Yüzüm çok kaşınıyor. Başım da öyle. Her yerimde kocaman yaralar çıktı. Habire bana bir şeyler sürüyorlar. O kadar çok kaşımak istiyorum ki ama izin vermiyorlar.
Benim boyumda bana benzeyen bir sürü güzel renkli şeyler var. Adina oyuncak diyorlar. Ama uzanamiyorum. Dokunmak istiyorum. Kımıldayamiyorum. Ben de bağırıyorum. Anliyorlar.
Beni hep ufak bir şeyle gezdiriyorlar. Ben de kalkıp diğerleri gibi yürümek istiyorum . Deniyorum , herkes çok sevinçli ama bir adım sonra hep düşüyorum. Niye ağlıyor bu insanlar, anlamiyorum.
Canım su istedi. Masaya uzanmak istedim. Üstüme döküldü. Çok canım yaniyor. Allahım dayanamiyorum bu acıya. Beni hemen götürdüler. Çok tatlı bir kadın boynuma bir şey döktü. Benimle hep konuşuyor. Herkes bana Ece diyor.
- Korkma canını yakmayacağım. Bak ne güzel oldu. Bir haftada düzeleceksin Ececim.
Artık ağlamıyorum. Sevdiklerimin arasına bu beyaz önlüklü kadın da girdi. Sesi o kadar yumuşak ve güzel ki. Canım yanıyor ama onu görmeyi seviyorum. Annem artık hergün beni buraya getiriyor. Buraya gelen herkes ağlıyor. Ben hiç aglamıyorum. Hatta canımı yakan o ince uçlu şeylerden bile yapıyorlar. Gene ağlamıyorum. Artık ne zaman hasta olsam buraya geliyorum. Bu taltı kadına bayılıyorum. Ona seslenmek istiyorum ama sesler ağzımdan farklı çıkıyor. Ben niye diğerleri gibi konuşamıyorum?
En sevdiğim şey babamla gezmek. Babam beni, arabama koyuyor. Beni çok seviyor. Ananemle bazen kavga ediyorlar. Pis kokulu bir şey içiyor. Ananem ve annem çok kızıyor. Olsun ben aldırmıyorum. Sabah uyanınca hemen onun yanına gidiyorum. Beraber kahvaltı ediyoruz. Buyuklerin kullandığı aletleri kullanamıyorum ama suyu kendim içiyorum. Bana ekmeğin üzerine tatlı bir şey sürüyor.Ekmeği ve o tatlı şeyi seviyorum. Aksamları annem de geliyor. Ama bir keresinde uzun süre gelmemişti. Ananemle babam beni uzun süre sonra onun yanına götürdüler. O da benim eskiden gittiğim beyaz önlüklerin olduğu bir yerde kalıyor.Ona da her gun canını yakan ince uçlu şeylerden batırıyorlar.
- Çok şükür bulaşıcı değil artık..Seni doyasıya öpebilirim.Seni öyle özledim ki, canım kızım!
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Pazartesi, Eylül 18, 2006 - ÖRGÜLÜ SAÇLARLA GEÇEN BERBAT GENÇLİK
En sonunda oğlum liseye başladı. Bugünleri de gördüm çok şükür. Tabii saçlarını kestirmedi. Müdür ciyaklayana dek sürecekmiş.
Tören alanına tüm öğrenciler dizildi. My God! Bu çocuklara hangi sebilden içirdiler acaba? Ben benimkini uzun görürken, bunlar uzunluktan geçip kızlı erkekli izbandut gibi bir şeyler.
Geçen hafta Yeldeğirmeninde ki Çocuk ve Gençlik Merkezindeydim. Sokak çocuklarının eğitim ve barınma merkezi. Okula gidenlere üst baş yardımı yaptım arkadaşlarımla. Lise sonlar bile ufacık tefecik. Paranın gücü ya da parasızlığın perişanlığı!!!
Tören alanındakı kızları görünce canım okul yıllarım aklıma geldi. Kızlar okulundaydık. Okula girişte ufak bir kapıdan girer tek tek etek, saç, tırnak kontrolunden geçerdik. Kıl kuyruk saçımı bile ördürmek için bir uğraşları vardı ki sanırsın saçlarımız örülmezse kötü kızlardan olacağız. Zavallı hocalar şimdikileri görseler nerelerini toplayacaklarını bilemezdiler. Postiş saçlarını mı, incecik yay gibi alınmış kaşları mı, dudaklardaki rujları mı, eteklerin boylarını mı?...
Biz zavallılar okul sınırları dışınbda ancak yarım karış yukarı kıvırırdık. Bunlar bir de kıvırsalar kıçları meydanda kalacak. Eee oğlanlar ne yapsın? Benim ki bile tören bile başlamadan hangilerini ayarlayayım diye hepsine bir temaşa yapiyordu.
Zaten artık kılık kıyafetten de geçtim, maaşallah tüm cinsel konulardan takdirname alacak durumdalar. Yani daha 13, 14 yaşlardan bahsediyorum.
Olsun bende o boktan yılların acısını çıkartiyorum. Nasıl mı, şu yukarıdaki yeni nesil gibi. Bu yaştan sonra ne halt edebileceksek işte!
Herkesin çoluk çocuğuna Allah akıl, ihsan versin diyeyim. Zaten bu zamanda okuyabilmeleri de büyük başarı ya neyse..
Sağlıcakla kalın
Part time dan full time 'a terfi eden anne
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
Hayatimizin bilinmedik yönleri mi desem
Arkadaşlarım
• zeze • joezombi • emresem • tuluat • tvet • sandman • vedat1987 • buak • berfindeniz • albertini • raciegi • sessizofke01 • coldplay • Özkan Özdemir • tuyukun • bloglist • birdemetyasemen1 • delaledilemin • hobilendik • meyvelerinfaydalari • animalimages
|